• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Anasayfa

Yıllar sonra ilkbaharda bir pazar günü işyerinden arkadaşlarla Eymir’de buluştuk. “Arkadaşlar” dediğim, işyerinden edebiyata meraklı mütevazı bir okuma grubu. Bağevi’nde göle nâzır kameriyeli tahta masaların birinde yer ayırmıştık önceden. Çoluk, çocuk, eş dost, arkadaş neşe içerisinde göl kıyısında çay kahve, pasta börek eşliğinde sözü söze eklemenin mutluluğundaydık hepimiz. Bilge Hanım bize dünyanın en tutkulu serüvencilerinden Jack London’ın Martin Eden’ını anlatıyordu sayfalar boyunca... Romanımızın kahramanı Martin Eden da tıpkı Jack London gibi bir serüvenci… Bir yandan tutkulu bir âşık, öte yandan basamakları kendi başına çıkmaya kararlı bir birey… Romanın sonu “kurtuluş yok tek başına/ya hep beraber, ya hiç birimiz!”e çıkıyor her zamanki gibi… Eymir’in kenarında o an her birimiz Martin Eden’ın tarafında, onun yanındayız elbette… Gönlümüz onun yenilmesine el vermiyor…
13.01.2021
Gönlüm sokaklarda Özgürlük çığlıkları yükseliyor gözlerimin sessizliğinde Gölgesi uzanıyor umutlarımızın Gezi parkındaki asırlık çınarların altına Boylu boyunca // Kızılay’dan Türkiye’nin aydınlık geleceğini haykırıyoruz Haydi gül kırmızısı giysilerimizle Çankaya’ya çıkalım! Kutlayalım onurlu zaferimizi sokaklarımızda özgürce Günlerce … gecelerce…// Kabımıza sığmıyoruz Okyanusları aşıyor düşlerimiz Umutlarımızla doldurduk caddelerimizi, sokaklarımızı Yürüdük kararlılıkla, sabırla Biber gazına boğulmuş sokaklarımızda
31.05.2021
Ulusal egemenliğimizin biricik örgütlü gücü Türkiye Büyük Millet Meclisi güzel bir bahar gününde, 23 Nisan 1920'de açıldı. Bu güzel gün hepimize kutlu olsun. Bu kutlu günden 9 yıl sonra 23 Nisan 1929'da bu anlamlı gün geleceğimizin güvencesi çocuklarımıza armağan edilerek 23 nisan haftası "çocuk haftası" ilan edildi. Cumhuriyet gazetesinin 23 Nisan 1929 tarihli sayısı o günlerin Atatürk Türkiyesi'nin coşkusunu yansıtıyor...
23.04.2021
Dünya çapında çeşitli yöntemlerle su kaynaklarının özelleştirilmesi yoksulların sağlıklı, güvenli suya erişimini her geçen gün daha fazla sınırlamaktadır. Yoksullar gelirlerinin yaklaşık yüzde 5-10’unu suya ödemektedir. En güvenilir olması gereken su şebekelerine olan güven azalmakta, damacana ve pet şişelerde sunulan ambalajlı içme suyu tüketimi artmakta, daha doğrusu insanlar ambalajlı su tüketimine adeta mecbur bırakılmaktadır. Su hiç kuşkusuz yaşamsal bir değerdir. Yalnızca insanlar için değil, tüm canlılar ve ekosistemler için yaşamsaldır. Bu yaşamsal değeri, “su ekonomisi”nin basit bir “girdi”sine indirgemek, kısa vadede “yatırımcısına” bir “getiri” sağlayabilir belki ama uzun vadede tüm insanlığa bedel ödetir! Benzer yaklaşımlar geçen yüzyılda “petrol savaşları”na yol açmıştı, umarım bu yüzyılda insanlık bölgesel ya da küresel “su savaşları”yla yüzyüze kalmaz.
21.03.2021
 2 

Bir zamanların Ankara'sı...


***
 Bir dönem romanı:

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret42286
Saat